Orduspor'un unutulmayanları...

REKLAMLAR

Ali ÖZTÜRK

Ali ÖZTÜRK

E-Posta :

Gelenekleşmiş görgü kurallarımıza göre, herkesin satın alamayacağı ya da sağlık koşulları nedeniyle  yiyemeyecekleri bazı yiyecekleri ulu orta yemek  bir nevi görgüsüzlük ve ayıp sayılmaktadır.

            Millet olarak dini inançlarımızdan kaynaklanan ve adeta gelenekleşmiş  böylesine güzel bir  hasletimiz, ne yazık ki git gide   kaybolmaya yüz tutmaktadır.

            Bizim, Başkent Ankara’da yüksek öğrenime devam ettiğimiz dönemde, Işıklar Caddesindeki Ordu Talebe Yurdunda kaldığımız o günlerde, Arnavut Enver'in  üçüncü sınıf  lokantasında kuru fasulye, ya da Necatibey Caddesinde, 'hamamtasında köfte' deyip ironik bir  yakıştırmada bulunduğumuz sahanda köfte    yiyecek kadar paramız olduğunda midemiz bayram  ederdi, adeta…

            Ancak ne var ki, Kızılay ‘da çoğu zaman yarı aç yarı tok  dolaştığımız o öğrencilik yıllarımızda,    bulvarda  sıralanmış tek katlı kebapçılar da vardı.  O kebapçılarda, hemen camın kenarında    ‘iskender kebabı’ kemal-i afiyetle  yiyen Başkent sosyetesini gördüğümüzde de düzenin ,  eşitsizlik ve haksızlarla dolu bir  düzen olduğuna kesin kanat getirirdik.  

            Öyle ki bu çarpık durum, bazı arkadaşlarımızın komünist olmasında tetikleyici bile olmuştur.

            Anlayacağımız, büyük kentlerde ,  böylesine insancıl ve geleneksel bir  haslet, ta yıllar öncesinde  yozlaşmaya yüz tutmuştu.

            Şimdilerde de, televizyon reklamlarında ayni  nadan manzaralar, artık evelerimizin içine kadar girmiş bulunmakta…

            Reklam, halkın talebini  artırmak amacıyla bir ürünün üstün vasıflarını tanıtmak için en etkin sayılan ve başvurulan bir araçtır.

             Ancak bir çok üründe, gerçek dışı tanıtım yapmak nedense pek yadırganmaz ve de denetlenmez. Bu da ayrı bir konu…

            Et fiyatlarında  dünya  rekoruna yaklaştığımız bugünlerde, satışı azalan etli mamullerin  televizyondaki reklamlarının  daha da artmış olması elbette ki yadırganamaz.

             “Benim malım  daha kaliteli ve fiyatı uygun” demek anlamında reklam yapmak ticaretin vazgeçilmez kurallarındandır ve bu kural,  reklam sektörünün  oluşmasına, reklam sektörü ise  sanatsal üretimin ve tasarımcılığın gelişmesini sağlamıştır.

            Ancak ,reklamı yapılan bazı  ürünlerde, ‘alan da, alamayan da; perhiz de olanlar da  var…Çoluk çocuk da bu reklamı izliyor’ gibi ince bir düşünce nedense hep göz ardı edilmektedir.

            Bu da, rekabetin acımasızlık kurlarından biri  olsa gerek.

            Bilhassa da sucuk reklamlarında gördüğüm bu tür görüntüleri, ben de aşağıdaki şiirimle hicvetme yoluna gittim.

            Milliyet Gazetesi yazarlarından Melih Aşık, yıllar önce sütunlarında yer verdiği bu taşlamanın kısa ve vurucu bir bölümüne bugünkü   yazısında yine yer vermiş.

             Diyeceğim:

            Ya bu  tür reklamlarda kısıtlamaya gidilmeli, ya da fakir fukaraya nohut, bulgur, makarna dışında arada bir sucuk, pastırma gibi yiyecekler de  dağıtılmalıdır.

REKLAMLAR

            Bir reklam ki sucuklar,kızarmakta nar gibi,

            Sanırsın ki bedava, ne kaparsan kâr gibi

           

            Sahandaki sucuğa bir de kırıp yumurta;

            Kemal-i afiyetle yiyorlar ulu orta  !..

 

            Mümkün olsa ya inan, yayacaklar her sefer,

            Kokusunu sucuğun görüntüyle beraber.

 

            Reklamda gördüğü o kızarmış sucuğu,

            Rüyasında ancak yer fukaranın çocuğu

 

            Orta halliler bile nasıl alırım derken,

            Fakir ancak yutkunur reklamını izlerken

 

           Sucukların  överken  lezzetini, tadını;

           Düşünün varoşlarda aş yeren bir kadını

 

          Kocası nasıl  alsın ? Kimse de etmez ikram;

          Günahtır beyler günah, yapmayın böyle reklam !...

Bu makale 221 defa okundu.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

HAVA DURUMU

  • :  ° °
  • :  ° °
  • :  ° °

FOTO GALERİ

VİDEO GALERİ

ANKET

Orduspor'un yeni logosunu beğeniyor musunuz?

Orduspor'un yeni logosunu beğeniyor musunuz?

Ankete Katıl Sonuçlar