The Handmaid’s Tale Dizisi

The Handmaid’s Tale Dizisi

  1. Emmy Ödülleri’ne damgasını vuran ‘The Handmaid’s Tale’ dizisi “Dram Dalında En İyi Dizi” ödülünün sahibi olurken, Dizinin başrol oyuncularından Elisabeth Moss, performansıyla “En İyi Kadın Oyuncu” ödülünü alarak dizinin başarısını pekiştirdi. Peki Emmy’nin yıldızı ‘The Handmaid’s Tale’ dizisinin konusu nedir? İlk sezonu sona eren dizinin 2. sezonu ne zaman başlayacak?

“The Handmaid’s Tale” dizinin konusu nedir? Nasıl izlenir?

The Handmaid Tale dizisi, 1985 yılında gerilim türü roman yazarı Margaret Atwood’un ‘Damızlık Kızın Öyküsü’ adıyla Türkiye’de yayımlanan romanından diziye uyarlanmıştır.

Gelecek Handmaid’s Tale gibi olabilir mi?

The Handmaid’s Tale; kadınların bütün haklarının gasp edildiği hizmet etmek ve çocuk doğurmak için yaşadıkları erkeklerin egemenliği altında dindar bir toplumda varlıklarını sürdürmeleri ne kadar kolay olabilir? elinden alındığı, sadece çocuk doğurmak ve hizmetçi olarak varlıklarını sürdürdükleri bir ülkeyi anlatıyor. Dizi, karanlık bir hikaye olarak ve gerçekte böyle bir ülke var olsa nasıl olurdu sorusunu akla getirerek ilgi çekiyor.

Amerikan rejiminde  rejimin tamamen değiştiği bu düzende, yakalanan muhalif kadınların bir kısmı ülkenin yüksek rütbeli kumandanlarına hizmetçi olarak verilerek, evinde yaşadıkları komutanlara hamile kalarak ne kadar fazla çocuk doğurursa o kadar yaşama ve bakılma şansı yükselecektir.  The Handmaid’s Tale,  komutanına hizmet etmek için verilen Offred’in hikayesi ve çevresindekilere etkilerini anlatılmaktadır.

The Good Doctor Dizisi

The Good Doctor Dizisi

Tıbbi dramalar televizyon için yeni bir şey değil hayatları ve ölümleri ile, izleyicileri ve prodüktörleri ile onları favori yapıyor. Fakat The Good Doctor, ER ve Grey’in Anatomisi gibi değil farklı bir ayrıcalığa sahip…Dizide yer alan Shaun Murphy adında üstün yetenekli bir cerrah vardır ki, otistiktir. Eylül ayında Amerika’da prömiyer olan seri, 2017’de ekranları vurmak için en iyi yeni dramalardan biri olarak kabul edilen bir başarısı oldu.

Murphy’yi oynayan başrol oyuncusu Freddie Highmore, dizinin televizyonun otistik karakterleri nasıl yansıttığı konusunda yeni bir evrimi temsil ettiğini umuyor. Highmore, TimeOut’a yaptığı açıklamada, “Kendisinin benzersiz olup olmadığından emin değilim, ancak The Good Doctor’un yaptığı kadarıyla, bu konuya sahip olmak kesinlikle enderdir.” “Ve bunun gerekli olduğunu hissediyorum.” Diyor.

İzleyicilerin Finding Neverland ,  Charlie ve Çikolata Fabrikası’ndan eski İngiliz çocuk yıldızı olarak tanıdıkları Freddie Highmore, “Otizmli kişilerin işyerinde ayrımcılığa maruz kaldıklarını görüyorsunuz” diyerek diziyle otizme dikkat çekmek istediklerini belirtiyor.

Yılın en popüler drama dizisi

Yılın en popüler yeni draması olmanın yanı sıra, The Good Doctor, dünyanın her yerinde yer alan otistik topluluklarından da oldukça  beğeni topladı. Bates Motel gibi, Good Doctor Vancouver, Kanada’da çekildi. Her bölümü izleyicileri tv başına kiiltleyen” The Good Doctor” dizisi uzun soluklu bir dizi olma yolunda emin adımlarla ilerliyor.

The End of the F***ing World Dizisi Konusu

The End of the F***ing World Dizisi Konusu

Yeni Netflix serisinin öncüsü, F *** ing World’ün aslında bir İngiliz Tv kanalına özel olarak 4. Kanal için yapılmış bir dizi olarak karşımızda. Asi bir genç kızın onunla evden kaçmak için yola çıkan ancak piskopatlığının derecesinin farkında olan genç bir çocuk; babasının arabasını çalar ve onunla birlikte gider, çünkü onu öldürmek için doğru anı beklemektedir.

The End f te F** ing World özellikle doğru kullanılan PR ve Tv’de yayınlanmadan önce yapılan şov programları oldukça diziyi ilgi çekici hale getirdi.

Hikayesi farklı bir dizi

James (Black Mirror’dan tanıyabileceğiniz Alex Lawther) izleyiciye bir psikopat olduğuna ikna ettiği diziyi seyretmeye başladığınızda  anlayacaksınız.  Black Mirror’da da psikopat bir kişiliği oynadıktan sonra seyircinin bu ikinci aynı tip rolü ile benimsemesi de zor olmamış.  Sol eli, bir çocukken, bir şey hissetmeye çalışmak için elini derin yağ fritözüne koyduğu zamandan kalan bir iz yığınıdır. Onun yüzü boş ve onun iyi niyetli ve sığ neşeli babası dışında, tamamen yalnız. Bacağına bağlanmış bir av bıçağı taşır ve halihazırda sevk ettiği hayvanlardan “daha ​​büyük” bir şey öldürmeyi düşünür.

Alyssa (Jessica Barden) okuldaki çocuklarla ve onun ihmalkar annesi ve ürpertici üvey babasıyla yaşamaktan oldukça bıkmış bir durumdayken James ile tanışır.  Olaylar psikopat James ile hırçın ve asi kız Alyssa’nın  beklenen sona doğru giderken yaşadıkları farklı fakat ilgi çekici bir dizi olarak seyirci ile buluştuğu ilk günden beri ilgi görüyor.

The 100 Dizisi Konusu

The 100 Dizisi Konusu

Bilim kurgu dizilerinden hoşlanıyorsanız The 100 tam size göre bir dizi olabilir. Ünlü bilim kurgu yazarı Kass Morgan’ın aynı isimli romanından uyarlanan The 100 ilk sezonda 13 bölümle başlayıp, ikinci ve üçüncü sezonlarında 16 bölüm üzerinden yayın hayatına devam etti. 4.sezon içinde sipariş verilen The 100 dizisi, yayınlanmaya başladığı ilk günden itibaren 45 dakika boyunca tv karşısından ayrılmamanızı sağlıyor. Dizinin yaratıcı kimliğinde Jason Rothenberg yer alırken, yapımcı kadrosu Dean White ve Tim Scanlan gibi isimlerden oluşuyor. Hikayelerin kurguları da tabii ki kitabın yazarı Kass Morgan imzasını taşıyor.

The 100 Nasıl Bir Dizi?

Yaşanan nükleer savaş yüzünden dünyamız 97 yıl önce son bulmuştur. İnsan türü ise neredeyse radyosyon yüzünden soyu tükenme aşamasıyla karşı karşıyadır. Hayatta kalan bir topluluk uzay mekiği ile dünya dışında bir yaşama doğru yolculuğa çıkarlar. Bu grubun Uzayda ilk karşılaştığı şey ise dünya yörüngesinde seyir eden 2000’ den fazla insanın yaşadığı bir uzay aracıdır. Ark adı verilen bu uzay aracında her şey kısıtlıdır ve nüfusun artmasına izin verilmemektedir. Ailelere sadece bir çocuk hakkı verilirken ikinci çocuk ailenin infazına neden olmaktadır.  Arklardaki düzen ve anlayış farklıdır ve düzen sağlayıcılar acımasızdır. Ark’ta görevi olmayan kişi ya da görevi dışındaki başka bir işle uğraşanlar suçlu adledilir ve cezalandırılırlar. Reşit olan suçlular uzay boşluğuna bırakılarak idam edilirken, reşit olalmayanlar hapislerde tutulmaktadır. Üst düzey, alt düzey yoktur bu kurallara başkan da uymak zorundadır.

Star Trek Discovery Konusu

Star Trek Discovery Konusu

Yıllarca tv dizisi olarak damgasını vuran Uzay dizileri arasında yeri farklı olan Star Trek Amerikalı izleyicileri ile buluştu. Discovery  Star Trek evreninde ve yedinci sırada yer alan altıncı canlı aksiyon serisi olarak karşımıza çıkıyor.

Bryan Fuller ve Alex Kurtzman tarafından yaratılan Discovery, Star Trek’ten önce bir on yıl önce kuruldu: The Original Series, öncelikle USS Discovery’ye katıldı. CBS Televizyon Stüdyoları ve Gizli Hideout tarafından üretilmiştir. Star Trek Discovery, yönetici yapımcıları Fuller, Kurtzman ve Heather Kadin imzasını taşıyor.

Star Trek Discovery farkı ne?

CBS TV kanalının  All Access abonelik platformu için geliştirilecek olan ilk seri, CBS ağındaki “The Vulcan Hello” adlı prömiyeri önizleme yayını ile 24 Eylül 2017’de yayınlamaya başladı. Aynı gün All Access’te yayınlanan ikinci bölüm. ABD’de, takip eden bölümler CBS All Access’e özel olacak ve 12 Kasım 2017’ye kadar ardı ardına piyasaya sürülecek, Ocak 2018’e kadar bir ara sezonluk bir mola başlayacak. ABD dışındaki diziler, Uzay ve Z dizisini sırasıyla İngilizce ve Fransızca olarak taşıyan Kanada dışında Netflix’te kullanılabileceği öngörülüyor.

Seri, 2 Kasım 2015’te StarTrek.com tarafından açıklandı. Basın bültenine göre, “Yepyeni Star Trek, imzası olan dramatik çağdaş temaları keşfederken, yaratıcı yeni dünyalar ve yeni uygarlıklar arayan yeni karakterler tanıtacak. 1966 yılında kuruluşundan bu yana büyüyerek devam eden bir efsane ” olarak belirtiliyor.

Sophia Loren Kimdir?

Sophia Loren Kimdir?

Doğum Tarihi: 20 Eylül 1934

Doğum Yeri:  İtalya /Roma, Lazio

Gerçek Adı:  Sofia Villani Scicolone

Sophia Loren, 20 Eylül 1934’te İtalya’nın Roma kentinde bulunan Clinica Regina Margherita’da Sofia Scicolone olarak doğdu. Babası Riccardo Scicolone, başka bir kadınla evliydi ve annesi Romilda Villani ile evlenmeyi reddetti.  Annesi Romilda , Sophia ve kardeşini İkinci Dünya Savaşı sırasında, Pozzuoli’nin gecekondu mahallesinde, tek başına  büyütmek zorunda kaldı.  Sophia’nın Hayatı, 14 yaşında, finalistlerden biri olarak yer aldığı güzellik yarışmasına girmesiyle değişti. Sophia, 1966 yılında ilk eşinden boşanırken film yapımcısı Carlo Ponti’nin dikkatini çekti.  Carlo Ponti himayesine aldığı Sophia ile uzun vadeli sözleşme imzaladı ve 1950’den başlayarak ondan fazla filmde rol aldı.

Sophia Loren, 1957 yılında Amerika’da başarılı bir oyunculuk kariyerine başlamış,  Çöl Melikesi  ve Gurur ve ihtiras filmlerinde rol almıştır. Kızım ve Ben’de (1960) genç kızını korumaya çalışırken tecavüze uğrayan bir kadını canlandırdı. Loren, gerçek bir oyuncu olduğunu bu rolle kanıtlayarak Akademi’nin En iyi Kadın Oyuncu Ödülü’nü aldı.

Sophia, altmışlı ve yetmişli yıllarda uluslararası bir film yıldızı olmaya devam etti, Atlantik’in iki yakasında film yaptı ve Paul Newman, Marlon Brando, Gregory Peck ve Charlton Heston gibi önde gelen aktörlerin karşısında oynadı. Amerika filmleri arasında El Sid, Roma Imparatorlugu’nun çöküşü, Casuslar, Don Kisot ve Kassandra geçidi yer alır. İtalyan filmleri, İtalyan usulü ask ve Özel bir gün ile daha geniş bir saygınlık kazandı. Bu yıllarda ikinci bir Oscar adaylığı aldı ve beş Altın Küre Ödülü kazandı.

Seksenli yıllarda Sophia Loren film dünyasından uzaklaşmayı ve oğullarını yetiştirmeyi tercih etti.  Diğer iş alanlarına girdi ve kendi kokusunu ve göz makyaj tasarımını başlatan ilk oyuncu oldu.

1991’de Sophia Loren “ Onursal Akademi Ödülü’nü aldı ve “dünya sinemasının en büyük hazinelerinden biri” olarak ilan edildi.  Pret a Porte “Hazır Giyim” ana akım filmlerine geri döndü. Daha sonra Walter Matthau’yu baştan çıkaran seksi bir eşi oynadığı komedi Daha hinzir iki adam ile devam etti. 2007 yılında  eşi Carlo Ponti’nin kaybetti. 2009’da, Daniel Day-Lewis’in karşısında Dokuzuncu (2009) müzikalinde rol aldı. Şimdilerde  84 yaşında olan Sophia Loren , İsviçre’de yaşıyor ve oğulları ve ailesiyle vakit geçirmek için sık sık Los Angeles’a gidiyor.

Punisher Dizisi konusu

Punisher Dizisi konusu

Punisher aslında bir kahraman dizisi olarak karşımıza çıkıyor. Ana karakterimiz, kahramanımız Frank Castle Amerkan Deniz piyadesi olarak görev yapmaktadır. Yer aldığı tüm operasyonları başarı ile gerçekleştirip üstlerinin takdirini kazanmıştır. Ailesi onun her şeyidir. Ancak Frank Castle, ile ailesinin başına gelenler hiç kimsenin başına gelmemesi için dua edilen bir tecrübedir. Tüm ailesi kimin yaptığı belli olmayan bir cinayete kurban gider.  O zaman her şey değişir. Amerikan ordusunun takdir kazanmış Frank Castle yerini intikam yemini etmiş bir intikamcıya bırakır. Ailesinin ölümünden sorumlu tuttuğu tüm çete ve kötü adamları katletmeye başlayan Castle artık Punisher  adıyla anılmaya başlamıştır..

Punisher’da ne anlatılıyor?

İntikam anlatılan kahraman dizisi Punisher,  Frank Castle’in ailesinin ölümünden sorumlu olduğunu düşündüğü tüm çeteleri sırayla hallederek yoluna gerçek katilleri bulmak üzere devam ediyor. Askeri yaşamdan bir emekli yaşama dönüşen yaşantısında Frank Castle’in yaşadığı dramı unutması mümkün değil. Ancak kimlik değiştirerek inşaat işçisi kimliği ile yeni hedeflerini ve çeteleri ortadan kaldırmaya devam edecek. . İnşaat işçiliği bir anlamda Frank için terapi olarak hizmet ederken zaman yeni sürprizler hazırlayarak Punisher’in tekrar ortaya çıkmasını sağlayacaktır. İşte intikam dizisi Punisher, sizi bu duyguları yaşayan bir insanın nasıl acımasız bir insana dönüştüğüne şahit olacağınız bir dizi olarak karşımıza çıkarken aksiyon ve maceranın bol olduğu dizi tv’den gözlerinizi ayırmadan seyretmenize neden oluyor.  Frank Castle karakterinin hikayesi aslında kimin başına gelse, reel hayatta yapılmasa da aynı şeyleri akıldan geçirilecek insanın kendisini engellemezse neler olabileceğini görebileceği bir dizi…

 

Godless Dizi Konusu

Godless Dizi Konusu

Godless, Netflix’in yedi bölümlük sınırlı dizisi olarak 2017 sonbaharında yayınlanmaya başladı.  Godless, New Mexico’daki La Belle’de, kasabanın neredeyse tüm erkekleri bir maden kazası geçirdikten sonra kasabada yaşananları konu alıyor. Amerikan Western draması olarak seyirci karşısına çıkan Godless, oldukça sevildi.

Godless ne anlatıyor?

Godless daha izleyici ile buluşmadan güçlü PR çalışmaları ve kadrosuyla dikkatleri üzerine çekmeyi başarmıştı. Amerikan dizi ve sinema oyuncularından oluşan güçlü kadro, Godless’i yayınlanmaya başladığı andan itibaren seyirciyi tv karşısına oturtmayı bildi. Godless’in konusuna gelince, ortalığı kasıp kavuran bir çete liderinin evlat edindiği ve büyüdükten sonra çeteye dahil olan ve ayrılırken de çetenin son soygunundan elde ettiği paraları da yanında götüren böylelikle de onların hedefi haline gelen Roy Goode (Jack O’Connell), oyunculuğu ile göz dolduruyor. Şeytanı bile kıskandıracak bir nefrete sahip olan, Joe’yu evlat edinen zalim çete lideri Frank Griffin (Jeff Daniels), kocasının ölümünden sonra tek başına kalan ve kocasının emanetleri anne ve çocuğuyla hayat mücadelesine devam eden , talihsiz bir geçmiş ve geleceği daha da karanlık olabilecek  Alice Fletcher (Michelle Dockery), La Belle kasabasının  tıpkı Alice gibi bir geçmişi olan şerifi Bill McNue (Scoot McNairy),  Griffin ve çetesinin peşindeki Santa Fe’den US Marshal John Cook (Sam Waterston) dizinin öne çıkan karakterlerini oluşturuyor.  Godless, 7 bölümlük bir dizi olmasına rağmen western drama türünün en iyi örneklerinden biri olmaya aday gösteriliyor. Yönetmenliğini ve senaryo yazarlığını ise Azınlık Raporu, Logan, The Wolwarin gibi filmlerle adından sıkça bahsettirmiş olan Scott Frank yapıyor.

 

Gifted Dizisi Konusu

Gifted Dizisi Konusu

2017 sonbahar sezonunda başlayan ve X-Men hayranlarının sevdiği türden bir dizi de Gifted. Yeni başlamış olmasına rağmen gün geçtikçe hayran kitlesini arttıran Gifted, ülkemizde de oldukça ilgi görüyor. IMDb dizi bölümünde 8.6 puanıyla bu sezonun en iyi dizilerinden biri olmaya aday gibi gözüküyor.

Gifted Nasıl bir Dizi?

Diziyi henüz izlemediyseniz, çok şey kaçırıyorsunuz demektir. Gifted’in konusu, hükümetin mutantlara karşı olan bir düzende saklanarak yaşamalarını anlatıyor. Bu değişik evren düzenine daha önce X-Men filmleriyle şahit olmuştuk. The Gifted, Strucker ailesinin hikayesini anlatıyor. Olaylı bir parti sonrası Strucker ailesinin iki çoçuğunun mutant olarak ortaya çıkmasıyla gelişen olaylar sizi oldukça etkileyecek. The Gifted dizisinde işin başka bir boyutu ise ailenin reisi Reed Strucker’ın mutant karşıtı hükümet ajanı olarak çalışıyor olmasıdır.  Ancak aile her zaman evrende önce gelir.  Çocuklarının yaşaması ve öldürülmemesini sağlamak baba Reed Strucker’a düşer. Çocuklarını hükümetten kaçırmak ve güvenliğini sağlamak adına yeraltında saklanarak yaşayan mutantlarla iletişime geçer  ve mücadele dolu serüven başlar. Dizinin bir X-Men evreni dizisi olması, izleyiciyi ister istemez bir başka diziyi Legion’u akla getiriyor. The Gifted,  senaryo olarak Legion’dan çok farklı bir rotada.  Legion dizisi tek bir karakterin başına gelen olayları konu alırken , The Gifted daha çok grup odaklı ve farklı karakterlerin altını çiziyor. Legion alışılmadık bir senaryosuna sahipken; The Gifted daha alışkın olduğumuz bir X-Men havası sezdiriyor.

Dizileri Altyazılı veya Dublajlı İzlemek

Dizileri Altyazılı veya Dublajlı İzlemek

Altyazı veya dublajlı olarak dizi izlemek tercihi son yıllarda özellikle gençler arasında tartışılan trend konulardan biridir.  Yabancı dizileri orijinal dili ile seyretmek o dili öğrenmeye yönelik bir çalışma olarak kabul edilse de dublajlı dizileri seyretmek de bir o kadar keyiflidir. Özellikle dublaj sanatçıları tarafından benimsenen karakterler hafızalarda daha kolay yer alır. Bunun yanı sıra birçok kişi tarafından dublajlı dizi seyretmek tembellik olarak da varsayılabilir. Orijinal dizileri altyazılı seyretmek zaman zaman kötü çevirilerle sıkıcı bir hale de gelebilir. Ancak dile konsantre olmak ve oyuncunun repliklerini beyinde çevirmek ne dediğini anlamaya çalışmak dili pekiştirme açısından önemlidir.

Dublajlı dizi izlemek üşengeçlik mi?

Türkçe dublajlı dizi izlemek altyazı okuma yoruculuğunu göze alamayanların tercihi olarak görünse de  başarılı dublaj sanatçılarının emeklerinin de görmezden gelemeyiz. Birçok ünlü oyuncunun filmlerini ve dizilerini seslendiren ve hafızalara yer etmiş birçok dublaj sanatçısı bulunmaktadır. Örneğin yıllarca Kara Şimşek Dizisi’nin başrol oyuncusu David Hasselhoff’u dizideki adıyla ’Michael Knight’ini seslendiren tiyatro ve seslendirme sanatçısı Hakkı Ergök’ün sesini  ya da Rocky filmlerinde Slyvester Stallone’yi seslendiren yine tiyatro ve dublaj sanatçısı Sezai Aydın sayesinde hayat bulmuştur.

Altyazı Dizi İzlemek Orjinale Dikkat Çeker

Altyazı dizi izlemek aslında balık tutmayı öğrenmek gibidir. Beyni kullanmak ve öğrendiklerini pekiştirmek için altyazı dizi seyretmek daha keyif verici olabilir. Aynı zamanda dizi karakterlerinin verdikleri emeğe ve oyunculuklarına dikkat çeker.